Etiyoloji
Köpeklerin distemper virusu (canine ditemper virus=CDV) Paramyxoviridae familyasının Paramyxovirinae alt familyasının Morbillivirus cinsinde yer almaktadır. Tek iplikçikli, Pozitif anlamlı RNA virusu, Segmentsiz, Helikal simetri, Zarlı, 100-150 nm çapında, Diğer morbilliviruslarla kros reaksiyon görülür, Viral genom 15.690 baz çifti(bp) uzunluğunda.
Viral genomda toplam 6 gen bölgesi bulunmakta, 6 adet yapısal protein:
– Nükleokapsid Proteini (N):1683 bp uzunluğundaki ilk gen bölgesi, Viral genomun helikal yapısını
almasını sağlar
– Fosfoprotein (P): 1655 bp den oluşan viral genomun ikinci gen bölgesi
– Matriks Proteini (M): 1442 bp’lik 3.gen bölgesi, Virus morfolojisinde, Glikoproteinlerin uygun bölgelere yerleştirilmesinde, Tomurcuklanmadan sorumludur.
– Füzyon Proteini (F): 2205 bp uzunluğundaki gen bölgesi, Viral enfektivite ile patogenezden sorumludur.
– Hemaglütinin Proteini (H): Virusun hücresel reseptörlere tutunmasını, Antijenik olarak en değişken viral protein, Viral tropizmin ve sitopatojenitenin başlıca belirleyicisidir.
– Polimeraz Proteini (L): 1673 bp’lik gen bölgesi, En büyük proteinidir, Polimeraz aktivitesi, Fonksiyonel mRNA oluşumu için gerekli olan bazı enzimatik aktiviteleri sağlar.
İki adet yapısal olmayan protein (C ve V) vardır.
Eter, kloroform, ışık ve ısıdan çok etkilenir, pH 4-9 dışında inaktive olur. Virus 4 dercede 7-8 haftada, 25 dercede 1 haftada, 50 dercede 1 saatte, 56 derecede 30 dakikada inaktive olur. pH4’ün altında ve 7’nin üstünde inaktive olur. Virus ETY larında 80-100 pasajdan sonra köpekler için attenue olur. Bu özellikten yararlanılarak aşı hazırlanır. Virus primer ve devamlı hücre kültürlerinde de CPE oluşturarak ürer. Gelincikler en duyarlı hayvanlardır. Serolojik olarak tek tip fakat farklı virulenste suşları vardır.
Epizootiyoloji
Hastalık köpek populasyonun yoğun olduğu dünyanın her yerinde görülür. Distemper virusu aslan, sırtlan, kurt , leopar, tilki, çakal, kokarca, porsuk, panda, sansar, Afrika vahşi köpekleri, mink, gelincik, rakun ve foklarda saptanmıştır. Bu nedenle vahşi yaşamın başlıca infeksiyon kaynağı olduğu vurgulanmaktadır. Köpeklerde gençlik hastalığı daha çok aşılanmamış veya aşılanmadan önce virusu almış köpeklerde görülür. Virus direkt temas yoluyla bulaşır. Duyarlı hayvanlar sindirim ve solunum yolu ile etkeni alırlar. Hasta hayvanlar virusu burun akıntısı, salya, idrar, gözyaşı ve dışkı ile saçarlar. Viruslu sekret veya ekstretle kontamine olmuş mekanik ve biyolojik faktörler de virusun bulaşmasında etkilidir. Enfekte annelerin yavrularında transplesantal bulaşma görülür. Klinik semptomların görülmesinden 2-3 gün önce virus saçılımı başlar ve enfeksiyonu takip eden 2 – 3 aya kadar sürer, ancak genellikle daha kısa da sürebilir. En yüksek virus saçılım düzeyi enfeksiyonu takip eden 7-15. günler arasında gerçekleşir. Ev köpekleri virusu genellikle sokaktan almaktadır.
Patogenez
Virus, oral ve solunum yoluyla girdikten sonra bronşiyal lenf yumruları ve tonsilerin mononükleer hücrelerine girer. Viremi başladıktan sonra (ilk haftada) kemik iliği, dalak, timus, servikal ve mezenteriyal lenf nodüllerine, karaciğer kupfer hücrelerine, mide ve ince barsağın lamina propriyasındaki makrofajlara yayılır. İnfeksiyonun 9. gününden sonra beyinde meningeal makrofajlarda, glia hücreleri ve nöronlarda görülür. Hastanın immun sistemine bağlı olarak, nöyronlarda infeksiyon olursa hayvanlarda spazmlar, paraliz ve ölüm (2-3 hafta içinde) görülür. Virus epitel
hücrelere afinite duyduğundan deri, sindirim, solunum ve ürogenital sistem organlarında bozukluklar şekillenir.
Virusun birçok doku ve organa affinite göstermesi pantropizm ‘dir. Klinik hastalığın derecesi ve dahil olan dokular, virüsün türüne ve konağın bağışıklık durumuna bağlı olarak değişmektedir. Her yaştaki bağışıklığı düşük köpekler hassastır, ancak hastalık en çok 3 ila 6 aylık olan yavrularda görülür. Etkilenen köpeklerin tahmini % 25 ila% 75’i maruziyetten sonra subklinik olarak enfekte olur. Solunum yolu, gastrointestinal sistem ve genitoüriner sistem epitel hücrelerinde virüsün replikasyonu, 9 – 14 günler arasında zayıf bağışıklığa sahip olan köpeklerde görülür; Bu köpekler genellikle sistemik hastalıktan ölmektedir. 9 – 14 günlerde enfeksiyon sonrası immün yanıt geliştirebilen, bağışıklığı yüksek olan, virüs nötralize edici antikor titrelerini içeren köpekler, virüsü çoğu dokulardan temizler ve klinik olarak etkilenmeyebilir. CNS hastalığı akut demiyelinizasyon ligodendrogliositlerin sınıetkilerinden ve takip eden nekrozdan kaynaklanır; kronik demiyelinizasyon antimiyelin antikorları ve CDV immün kompleks oluşumu ve uzaklaştırılması dahil olmak üzere immün aracılı mekanizmalardan kaynaklanır.
Klinik Bulgular
İnkübasyon süresi yaklaşık 3-6 gündür ve hastalıkta iki fazlı ateş (41 ºC ile başlayan) görülebilir. Hayvanlarda şiddetli lökopeni, konjuntivitis, depresyon, gözyaşı ve burun akıntısı şekillenir. Akut olgularda; Solunum (pneumoni, bronşitis= nefes güçlüğü,hırıltılı solunum ve öksürük) ve sindirim sistemi bozuklukları (kusma, ve pis kokulu bazen kanlı ishal) görülür. Genellikle sekonder bakteriyel enfeksiyon ile şiddetlenir.Bazı köpekler iyileşir (immünite ile ilişkilidir.) Optik nörit ve retina lezyonları oluşabilir. Yenidoğan enfeksiyonundan sonra dişlerin emaye hipoplazisi yaygındır.
Subakut olgularda; Sentral Sinir Sistemi bozulukları (spazmlar, koma, epilepsi benzeri nöbetler, paraliz) ile ayak patileri ve burunda hiperkeratosis görülür. Mortalite % 30-80 arasında seyreder. Bazı köpekler enflamatuar olmayan, demiyelinizan hastalık ile ilk enfeksiyondan 4-5 hafta sonra ölmektedir; Bazı köpekler en az CNS hasarı ile iyileşebilir.Sekonder bakteriyel etkenler devreye girerek infeksiyonu ağırlaştırabilir. Bazen hafif klinik belirti ile seyredebilir, ancak yaşayan köpeklerde sık sık merkezi sinir sistemi bozuklukları ve sonuçta yine ölümle sonuçlanır.
ETKİLENEN SİSTEMLER
-Hastalığın başlangıç safhasında : Anoreksi, Depresyon, Genel durum bozukluğu gibi nonspesifik semptomlar
– İleri dönemlerde : konjuntivitis, solunum güçlüğü, hırıltılı solunum ve öksürük, hapşırma, bronkovasküler sesler, Başlangıçta seröz ama sekonder enfeksiyonların oluşumuyla mukopurulent nasal ve oküler akıntılar başlıca solunum sistemi semptomlarıdır.
Sindirim sistemi: kusma, ve pis kokulu bazen kanlı ishal
Deri: alopesi, deride beden ısısının artışı ile kızarıklıklar ve püstüller, ayak patileri ve burunda hiperkeratosis
Oküler Hastalık: retinokoroidit, optik sinir iltihabı, keratokonjonktivit sicca, mukopurulent göz akıntısı
Sinir sistemi: spazmlar, koma, epilepsi benzeri nöbetler, paraliz, head tilt, nystagmus, ataksi, baş sallama, Tek kas veya kas gruplarının ritmik kasılması
Genellikle bu belirtilerin sonrasında hasta hayvan komaya girer ve çoğunlukla epileptik konvulziyonlar sonucunda ölüm şekillenir.
Tanı
Klinik belirtiler tanıya yardımcı olur. Quick testler yardımcı olabilir. Histopatolojik incelemelerde hastalığın geç döneminde epitelyum hücrelerinde intrastoplazmik inklizyon cisimcikleri görülür. Direk teşhis için konjuktival ve
nazal svab, idrar, dışkı, barsak, mide içeriği, beyin akciğer örnekleri laboratuvara gönderilir. Çeşitli hücre kültürleri kullanılır. Özellikle köpek ve gelincik böbrek hücre kültürleri ile Virus izolasyonu yapılır. Direk teşhiste İFA ile iç organlarda viral antijen saptanır. Ayrıca cift serum örneklemesi yapılarak AGP, CF, nötralizasyon ve ELISAile antikor artışına bakılır. Enfekte hayvanlardan alınan kan örneklerinden Ig M tipi antikorların ELISA tekniği ile tanısı ile de akut enfeksiyonlar ortaya konabilir. Moleküler tekniklerden PCR ile akciğer , lenf lökosit gaita numunelerinden viral nükleik asitin tespiti yapılabilir. Canlı hayvanlardan alınan serum numunelerindeki antikor yükselişi komplement fikzasyon ve serum nötralizasyon testleriyle saptanabilir.Bu amaçla hiperimmun antidistemper veya hiperimmun anti sığır vebası serumları ile yapılabilir.
Tedavi
CDV enfeksiyonu tedavisi spesifik değildir ve destekleyicidir. Sindirim sistemi ve solunum sisteminin sekonder bakteriyel enfeksiyonları sık görülür ve uygun antibiyotiklerle tedavi edilmelidir. Nöbetleri kontrol etmek için gerektiğinde antikonvülsanlar uygulanır, ancak koreli miyoklonusun bilinen etkili bir tedavisi yoktur. Glukokortikoid uygulama, kronik CDV enfeksiyonundan CNS hastalığı olan bazı köpeklerde faydalı olabilir, ancak akut enfekte köpeklerde kontrendikedir. CNS distemper ile köpeklerin prognozu kötüdür.
Koruma
İnfeksiyonu geçirenlerde bir süre bağışık kalırlar. İnfeksiyonda antikorlar 6-9 haftada gelişir ve 3-4 haftada antikor seviyesi artar. Gençlik hastalığından korumak için aşılar geliştirilmiştir. Kolostrumla alınan maternal antikorlar yavruyu 9 hafta kadar korurlar. Maternal antikorları almayan yavrular hastalığı şiddetli geçirirler ve eğer aşı geç yapılırsa risk artar.Bu nedenle kolostrum emmeyen hayvanlarda plasenta yoluyla çok az antikor geçeceği için enfazla 2-3 hafta yavrular korunabilir. Bu hayvanların en geç 3. Haftada aşılanması gerekir.
Annenin distemper geçirdiği biliniyorsa yavru hastalıktan koruyacak kolostrial bağışıklığı vardır, maternal antikor 12. Haftada düşmüş olacağından 12. haftada aşılama yapılmasında yarar vardır.Böylece aşı virusu maternal antikorlarla interfere olmaz.
Hastalığı geçirmeyen normal bağışıklığı olan annelerden emen yavruları 6-8. haftada aşılanmalıdır.
Günümüzde distemper için inaktif, modifiye canlı ve rekombinant aşılar mevcuttur.
Modifiye canlı aşılar yavrulara yapıldığında maternal antikorların düzeyi yüksek ise virus nötralize olur. Bu nedenle modifiye canlı aşılar maternal antikorların düşük olduğu dönemde yapılmalıdır.
Rekombinant aşılar ise herhangi bir dönemde yapılabilir. Maternal antikorlardan etkilenmezler. Yavruların riskli dönemlerinde özellikle göz önüne alınmasında yarar vardır. Aşılı anneden doğan ve anneyi emen yavrular 6-8 haftalarda Modifiye canlı aşılar ile aşılanmalı, 12-16. Haftada tekrar aşılanmalı ve her yıl aşı tekrarlanmalıdır. Acil durumlarda hiperimmun serum, sekonder infeksiyonlara karşı antibiyotik uygulaması başarılı olmaktadır.







