Monositler ve lenfoid kök hücreler timustan geçen ve hücresel bağışıklığı sağlayan T-lenfositler ile kemik iliğinde (veya bursa fabrisius’ta) oluşan ve antikor sentezinden sorumlu B-lenfositler oluşur. Dolaşımdaki T ve B lenfosit markerleri olmayan lenfoid hücreler, doğal öldürücü (NK) hücreler olarak isimlendirilir.

MONOSİT: Kemik iliğinde nötrofillerle aynı kök hücreden üretilir. Koloni oluşturan ünit ya myeloblastlar (nötrofillerin prokürsörleri) ya da monoblastlar (monositlerin prokürsörleri) halinde farklılaşırlar. Monoblastlar mitozla promonositlere dönüşür. Daha sonra, daha fazla monosit oluşturmak için bölünürler. Monositlerin kemik iliğinde deposu azdır, dokulara geçerek makrofajlara dönüşürler. Dokulara göç etmeden önce dolaşımda kısa süre kalır (kedilerde yaklaşık 8 saat). Monositlerin depo havuzu yoktur. Fakat köpeklerde marginating ve circulating havuzu olabilir. Makrafajlar için normal dokularda depo havuzları vardır. Bu makrafajlar bu depo havuzunda 1 yıldan daha fazla canlı kalıp depolanabilir. Yeni bir hastalık veya yangı ile karşılaştıklarında daha kısa yaşarlar. Lökositlerin % 5.3’ünü oluştururlar.

Doku makrafaj sistemi:
Akciğer alveollerinde bulunanlara →Alveoler makrofajlar
Karaciğerde →Kupffer hücreleri
Subkutan dokularda→Histiositler
Beyindekilere→mikroglia
Lenf düğümü,dalak ve kemik iliğinde→Doku makrofajları şeklindedir.

Makrofajlar dokulara tutunur, lenfokin ve kemotaksik uyarımlarla dokulardan ayrılıp bakteriostatik proteinleri ve parçalayıcı enzimleri ile bakteri, virus ve doku yıkım artıkları ile yaşlı alyuvarları ortadan kaldırırlar .

LENFOSİT: Doğumdan sonra lenfositlerin başlıca yapım yeri, kemik iliğindeki kök hücrelerdir. Lenfoid kök hücre, B-hücre progenitor ve T/NK progenitör hücreleri oluşturur. Kemik iliğinde B-hücre ve T-hücre progenitörlerinin gelişimi antijene bağlıdır. B hücre lenf yumrularının korteksine, sonra dalağa ve periferal lenfoid dokulara göç eder. Antikor sentezinden sorumlu B-hücrelerinin dolaşıma katılmaları T-hücrelerine göre daha azdır.

T-hücre progenitörü kemik iliğinden ayrılarak timusa geçer. Bu hücrelerin timusa yerleşebilmeleri timik endotelyal hücreleri üzerindeki değişik adhezyon molekülleri ile ilişkisine ve timik stromal hücreler tarafından üretilen spesifik kemotaktik faktörlerin üretimine bağlıdır. Timustaki bu lenfosit çoğalması, herhangi bir antijen uyarısı olmaksızın gerçekleşmektedir. Timusta erginleştikten sonra, T- hücreler lenf yumrularının parakortikal bölgeleri içinde, dalağın periarteriolar lenfoid yataklarında ve jejunal Payer plaklarının interfolliküler bölgesinde birikir. Lenf düğümlerinden efferent lenf damarları ve daha sonra duktus torasikus aracılığıyla, yeniden kan dolaşımına karışırlar. Timustan geçen ve hücresel bağışıklığı sağlayan bu hücrelere timusa bağımlı lenfosit anlamında T-lenfosit denir.

İmmünolojik olarak, T hücre yüzeyindeki reseptör kompleksine CD3, B hücre yüzeyindeki reseptör kompleksine CD79a denir. T ve B lenfositler var olan uygun antijenlere maruz kalarak etkinleşirler.

B lenfositler, T lenfositlerden farklı olarak hücre membranında antijenlere direk bağlanabilen immunoglobin reseptörüne sahiptirler. T lenfosit hücresi yıllarca yaşayabilirken, B hücrelerin sadece birkaç aylık ömrü vardır. Antijenle direkt uyarılmasına rağmen etkili uyarım için makrofajların ve T lenfositlerin salgıladığı lenfokinlerin yardımına ihtiyaç duyarlar.

Lenfositlerin hayat sürelerinin ölçümü zordur. Çünkü, sirkülasyona yeniden katılırlar ve sürekli mitozisle çoğalırlar. Hayvanlardaki hayat süreleri hakkında bilgi yoktur. Kanda toplam lenfosit miktarının sadece %5’i dolaşımda dolaşır. Bu dokularda sabit bir hücre olduğu anlamına gelmez. Diğer hücrelerden farklı olarak periferal lenfoid doku göçünden sonra tekrar dolaşıma katılırlar. Yaşam boyunca lenfoid hücreler dolaşıma sürekli katılmaya devam ederler. Dokulardan bölgesel lenf nodüllerine geçerler, sonra torasik kanala giriş yaparlar ve sonra dolaşıma tekrar girerek vasküler endotelyuma yapışırlar, sitokinlerin salgılanmasıyla dolaşımı terk ederler. Bu sirkülasyon ve bölünme yeteneğinin devamlılığı lenfoid hücrelerinin benzersiz olduğunun göstergesidir.

NK hücresi başlıca kemik iliğinde üretilir ve erginleşir. Ancak timusta da NK progenitör hücreleri vardır. Kan, dalak ve az sayıda lenf yumrularında lokalizedirler.


Lenfositlerin farklılaşması

T hücrelerinin çeşitli alt basamakları tanımlanmıştır:
1- Yardımcı T hücreler (Th,CD4): Hücresel ve humoral immunite arasında aracıdır. Th hücresi antijenlere karşı makrofaj gibi görev yapar. CD4 yüzey reseptörü taşırlar, aktive olarak lenfokinler (IL4, IL5, IL6, IL6, IF) sentezlerler. Th’den salgılanan IL4,5,6 B lenfositleri uyararak plazma hücrelerine dönüşmelerini ve yüksek titrede antikor sentezini sağlar. Plazma hücresi antijene spesifik immunglobin oluşturur ve makrofajları da etkinleştirebilir.

2- Baskılayıcı T hücreler (T supressör hücre, Treg CD25): CD4 hücrenin bir başka grubudur. Self toleransın devam etmesinde, immun fonksiyonların kontrolünde gerekli immun supresyon hücresidir. B hücresinin gelişimini engelleyerek antikor yapımını önlerler.

3- Sitotoksik T hücresi (CD 8+) ve NK hücresi: Bunlar doğrudan hedef hücre üzerine tutunurlar, lizozomal enzim salgılayarak yabancıları öldürürler.

4-Bellek T hücresi: Güçlü belleğe sahip olan T lenfositlerin varlığı da söz konusudur. Bunlar kan dolaşımında aylarca, hatta yıllarca canlı kalabilirler. Başlangıçta bir yanıt vermedikleri halde daha sonra karşılaştıklarında aynı antijene yanıt vererek kolayca effektör hücrelere dönüştükleri bildirilmektedir.

Sitotoksik ve baskılayıcı hücrelerin yüzeylerinde T8 diye anılan glikoprotein işareti vardır. Bu nedenle bu hücreler T8 hücreler olarak anılırlar. Yardımcı hücreler ise T4 diye anılan glikoprotein belirtecine sahip olduklarından, bunlara da T4 hücreler adı verilir. Bu belirteçleri (marker) monoklonal antikorlarla aramak mümkündür. Şekil 7’de şematize edilmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir